30 Ağustos
Çifte bayram…
Çifte mutluluk…
Allah’a şükürler olsun!
Çifte bayram…
Çifte mutluluk…
Allah’a şükürler olsun!
Büyük Taarruz, Başkomutanlık Meydan Muharebesi, 30 Ağustos 1922.
Yüce Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün başkomutanlığında yapılan bu muharebenin bugün yıldönümünü yaşıyoruz.
Tüm yurttaşlarımıza, vatandaşlarımıza kutlu olsun.
“Ne mutlu Türküm diyene!”
meb.gov.tr ve tr.wikipedia.org adreslerinde 30 Ağustos un anlam ve önemine değinilmiş…
Değinilmiş ama, MEB sitesindeki yazıya göz atarken dikkatimi çekti, birkaç yerde yazım hataları var. İnsanlık halidir, olabilir tabi.
Ama bunu yazan, bir kez yazıyor, sonra ne yazdığını okumuyor mu?
Ya da bu adam ne yazmış böyle diye birileri bakmıyor mu?
Eğitim, Milli Eğitim, Milli Eğitim Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı, Milli Bakanlık, Bakanlık, Bakan, Yok mu bir bakan?…
Birşeyi çok merak ediyorum.
Beşiktaş J.K. 100. yılını kutladı (1903 – 2003).
Galatasaray S.K. 100. yılını kutladı (1905 – 2005).
Fenerbahçe S.K. 100. yılını kutladı (1907 – 2007).
Ne mutlu…
Peki!
Oyunlar sürüyor, içeride, dışarıda.
Milli takımlarımız 100. yılını kutlayabilecek mi (1923 – 2023)?
“Bu taşı toprağı birarada tutacaksın…
Kuzeyden esen rüzgara
Güneyden gelen kavurucu sıcağa karşı
Koruyacaksın onları…”
“Barış Manço 2023″ isimli albümden;
Kayaların Oğlu - Barış Manço
1923′ün ılık bir Ekim sabahında
Kayaların toprağa dikine saplandığı yerde doğdum
Toprak anayla kaya babanın oğluyum ben
Toprak anam sevgi dolu, bereket dolu
Toprak anam sessiz, ama toprak anam dopdolu
Toprak anam toprak anam Anadolu
Babamsa sağı solu belli olmaz
Bir gürledimi yer yerinden oynar
Göğsünde çatırdamalar olurmuş
Onun için derdi, onun için sayısız irili ufaklı
Kaya parçaları vardır bu topraklarda
Ve sen benim oğlum
Ve sen kayaların oğlu
Bu taşı toprağı birarada tutacaksın
Kolay değil kayaların oğlu olmak
Kuzeyden esen rüzgara
Güneyden gelen kavurucu sıcağa karşı
Koruyacaksın onları
Kolay değil, kolay değil
Kayaların oğlu olmak
2023 - Barış Manço
2023′ün ılık bir Ekim sabahında
Bacaklarımda hafif bir uyuşma ile uyandım
Ve sanki yüz yıllık ulu bir çınar gibi
Kök salmaya başladım o sabah
Ve ilk kez sağımda solumda asırlardır
Durmakta olan diğer çınarları farkettim
Doğudan hafif bir seher yeli yükseldi
Ve asırlık çınarlar benide aralarına aldılar
Ve 2023′ün ılık bir Ekim sabahında
Yeni bir kayaların oğlunun doğuşunu
Beraberce seyre koyulduk
Facebook a pek girmesem de, az evvel girdiğimde “The new Facebook is here Try it now” linki vardı. Tıkladım, biraz dolaştım. Daha iyi görünüyor, yatay olarak genişlemiş, ek özellikler var…
Siteye giriş yaptıktan sonra http://www.new.facebook.com adresine girerek veya “Try it now” a tıklayarak deneyebilirsiniz.
Bugün 17 Ağustos. Tam 9 yıl geçti. Acılar hala taze.
2000 yılında SAÜ’yü kazandım ve dört yıl yaşadım Adapazarı’nda. Yıkık dökük binaları, önceden üzerinde binalar bulunan boş arsaları, depremde ayakta kalmış ama öğrenci ye ucuza kiralık yıkılası konutları, yeni yerleşim yerlerini, depremin yıprattığı insan ilişkilerini gördüm, anlatılanları dinledim.
Deprem öldürmez, bina öldürür denir. Gerçekten de öyle.
Ve gerçekten zor. Deprem görmek, yakınlarını kaybetmek, sakat kalmak, yıkılan evler ve yıkılan hayaller …
Dört yıl böyle bir ortamda yaşayınca, ister istemez hayatında yer ediniyor deprem gerçeği. Başını yastığa koyduğunda, sabah kalkamama korkusu.
Şimdi de İstanbul’dayım, İstanbul ve civarında deprem bekleniyor.
Bir hareketlilik var, önlemler alınmaya çalışılıyor. Ama 9 yılın ardından bakıldığında yapılanlar bir hiç gibi. Eee, böyle olunca toplum depreme değil, sonuçlarına hazırlıyor kendini.
Allah bizleri korusun. Allah bu acıları kimseye yaşatmasın.
9 yıl önce ölenler için Fatiha…
Sayılarla 17 Ağustos 1999 (milliyet.com.tr’den alıntı)
Sabaha karşı 03.00 sularında meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki deprem 45-50 saniye sürdü. Depremde, 17 bin 480 kişi yaşamını yitirdi, 44 bin kişi yaralandı. Yaklaşık 200 bin kişinin evsiz kaldığı depremde, 66 bin 441 konut, 10 bin 901 işyeri yıkıldı. 67 bin 242 konut, 9 bin 927 işyeri “orta”, 80 bin 160 konut ve 9 bin 712 işyeri de “az” derecede hasar gördü.
Makroekonomik bilançoya bakıldığında, iç gelirde 2 milyar dolar kayıp, ihracat ve turizm gelirlerinde 1.9 milyar dolar azalma ve ithalatta 200 milyon dolar artışla toplam 4.1 milyar dolar gelir kaybı oluştu.
Faiz harcamalarında 1.3 milyar dolar artış, ekonomideki daralma nedeniyle de vergi gelirleri 1.2 milyar dolar azaldı. Acil durum iyileştirme çalışmaları için 750 milyon dolar harcandı, 5.7 milyar dolar da ilave afet vergisi toplandı. Depremin toplam zararı 8.5 milyar doları buldu.
Bu bir eleştiri, isteyen doğru bulur, isteyen yanlış.
Televizyonda birçok kez şahit olduğum ve Cem’in cenazesinde bizzat şahit olduğum, “cenazeyi alkışlama” eylemini doğru bulmuyorum. Okuduğum bazı kaynaklar ve makalelerde de bunun doğru bir davranış olmadığı yazıyor zaten.
Peki nedir doğru davranış? Cevabı basit:
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sünnetine uymak.
Okuduğum bir makalede şöyle diyor:
“Bu konuda Peygamberimiz neler yapmışsa, bugüne kadar aynısı yapılıyor. Peygamberimiz’in sünnetine göre cenazenin yıkanması, kefenlenmesi, namazının kılınması, kabre defnedilmesi, definden sonra neler yapılacağı zaten biliniyor. Bunun içindir ki, cenaze taşınırken ne tekbir getirilir ne alkış tutulur, mevta sükunet içinde götürülür.”
Evet doğru olan bu olduğuna göre, niye böyle davranmıyoruz? Nedir bizi alkışa, protestolara, tekbirlere götüren…
Tabi ki, birkaç kişi kendini engellemeyerek veya bilerek bu davranışları sergileyince, cenaze namazına katılan diğer kişiler de tabiri caizse “gaza gelerek” bu hataya ortak oluyorlar. “Şehitler ölmez, vatan bölünmez!” diyenler arasında ben de vardım. Ama okudum ve öğrendim ki, cenazenin yanında sükunet içinde olunmalı, hatamı anladım.
Yine nutuk atalım, protesto edelim ama ne zaman? Cenazeyi defnettikten, belli bir meydanda buluştuktan sonra, topluca, avaz avaz bağırarak…
Herşeyin belli bir yeri ve zamanı var.
Alkışlamak, bence ölen teröristlerin ardından yapılmalı, kahraman mehmetçiğe ithafen.
“Şehitler ölmez, vatan bölünmez!”
Elazığ’da vatan borcunu öderken şehit olan Edirne Tayakadın Köyü gencimiz, şehidimiz Cem Havale’nin Selimiye Camii’nde ikindi namazının ardından kılınan cenaze namazına babam ve Gökhan ile gittik.
Birkaç gün önce babasını kaybeden Cem, tezkeresine 10 gün kala şehit oldu.
Selimiye Camii’nde çok namaz kıldım. Sabah, ikindi, şükür, bayram… Bu farklıydı.
Bayram namazlarında caminin içi dolup taşar, yer bulmakta zorlanırsınız. Bugün ikindi namazı da bir o kadar kalabalıktı, yağmur a rağmen. Avludan geçmeden yan kapıdan girmiş ve arka sıralarda saf tutmuştuk. Ama ikindi yi kılıp cenaze namazı için avluya çıktığımızda gördüğüm kalabalık, Cem adına, milletimizin duyarlılığı adına güzeldi.
Cem, rahat uyu!
Allah ailene, sevenlerine ve milletimize sabır ihsan eylesin.
Kafkasya’da barutlar ateşleniyor. Şimdiden binlerce insan öldü ve daha da ölecek gözüküyor.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Moskova, hakimiyeti altındaki eski coğrafyalarda türlü yöntemlerle etkisini hissettiriyor. Bağımsızlığını kazanan bu ülkelerin bir kısmının NATO, Avrupa Birliği, … gibi oluşumlara dahil olması, Rusya’nın pek işine gelir cinsten değil.
Benim istediklerim bu bölgede artık olmuyorsa istemediklerim de olmayacak mantığını güden politikasını sürdürüyor.
Osetya ve Abhazya’da yaşayan binlerce kişiye Rus pasaportu verilmiş, bu bölgeler “de facto” olarak Moskova’ya bağlanmış. Şimdi ise Kremlin, kimlik vererek vatandaşlığına kattığı bu insanları koruduğunu söylerek Gürcistan’ı bombalayıp, kendini savunmakta.
Ateşkes ilan edilip, bu savaş kısa da sürebilir. Ancak etkileri uzun sürecek ve daha büyük çatışmaları başlatabilecek. Rusya, Gürcistan’a yardım ettiği gerekçesiyle Türkiye’yi suçlamayı sürdürüyor. Çok dikkatli olmalıyız millet olarak, ipler gergin ve ince.
Is Microsoft Making Plans To Bin Windows?
According to a report,
Microsoft is looking beyond the Windows architecture for future OS possibilities with a project known as Midori.
Midori is an offshoot of Microsoft Research’s Singularity operating system, the tools and libraries of which are completely managed code. Midori is designed to run directly on native hardware (x86, x64 and ARM), be hosted on the Windows Hyper-V hypervisor, or even be hosted by a Windows process.