Cenaze namazı sonrası alkış, ıslık, tekbir…

Bu bir eleştiri, isteyen doğru bulur, isteyen yanlış.

Televizyonda birçok kez şahit olduğum ve Cem’in cenazesinde bizzat şahit olduğum, “cenazeyi alkışlama” eylemini doğru bulmuyorum. Okuduğum bazı kaynaklar ve makalelerde de bunun doğru bir davranış olmadığı yazıyor zaten.

Peki nedir doğru davranış? Cevabı basit:
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sünnetine uymak.

Okuduğum bir makalede şöyle diyor:
“Bu konuda Peygamberimiz neler yapmışsa, bugüne kadar aynısı yapılıyor. Peygamberimiz’in sünnetine göre cenazenin yıkanması, kefenlenmesi, namazının kılınması, kabre defnedilmesi, definden sonra neler yapılacağı zaten biliniyor. Bunun içindir ki, cenaze taşınırken ne tekbir getirilir ne alkış tutulur, mevta sükunet içinde götürülür.”

Evet doğru olan bu olduğuna göre, niye böyle davranmıyoruz? Nedir bizi alkışa, protestolara, tekbirlere götüren…

Tabi ki, birkaç kişi kendini engellemeyerek veya bilerek bu davranışları sergileyince, cenaze namazına katılan diğer kişiler de tabiri caizse “gaza gelerek” bu hataya ortak oluyorlar. “Şehitler ölmez, vatan bölünmez!” diyenler arasında ben de vardım. Ama okudum ve öğrendim ki, cenazenin yanında sükunet içinde olunmalı, hatamı anladım.

Yine nutuk atalım, protesto edelim ama ne zaman? Cenazeyi defnettikten, belli bir meydanda buluştuktan sonra, topluca, avaz avaz bağırarak…

Herşeyin belli bir yeri ve zamanı var.

Alkışlamak, bence ölen teröristlerin ardından yapılmalı, kahraman mehmetçiğe ithafen.

“Şehitler ölmez, vatan bölünmez!”

Oku » · Tarih: 11.Ağu.2008 · Yorum yapın »

Yorum yazın